Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (KKEG) Nelerdir?
Son Güncelleme: 01.10.2026
İşletme faaliyetleri sırasında yapılan bazı harcamalar muhasebede gider olarak kaydedilebilse de vergi hesabında indirim konusu yapılamaz. Bu harcamalar, ticari sonucun hesaplanmasında gider olarak yer alırken vergi matrahı belirlenirken matraha eklenir. Bu nedenle muhasebe kaydı ile vergi uygulamasındaki sonuç birbirinden farklı olabilir.
Kanunen kabul edilmeyen giderler, işletmenin finansal kayıtlarını ve vergi beyannamesini doğru hazırlamak için bilinmesi gereken temel konulardan biridir. Bir harcamanın bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği; harcamanın niteliğine, belgelendirilmesine ve ilgili vergi kurallarına göre ele alınır.
Bu içeriğimizde, KKEG kapsamındaki harcamaları, muhasebe kayıtlarına etkisini ve vergi beyannamesine nasıl yansıtıldığını açıklıyoruz. Keyifli okumalar!

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (KKEG) Nedir?
Kanunen kabul edilmeyen giderler, işletmenin muhasebe kayıtlarında gider olarak yer alabilen; ancak vergi matrahı hesaplanırken ticari kazançtan indirilemeyen harcama ve tutarlardır. Bu nedenle bir ödeme muhasebede giderleştirildiğinde, vergi hesabında da otomatik olarak indirim konusu yapılabileceği sonucu çıkarılmamalıdır.
KKEG uygulamasında iki hesaplama birbirinden ayrılır: Önce işletmenin ticari sonucu muhasebe kayıtlarına göre belirlenir. Ardından vergi mevzuatına göre indirilemeyen giderler bu sonuca eklenerek vergi matrahı hesaplanır. Böylece gider kaydı korunabilir; fakat söz konusu tutar vergi hesabında matrahı azaltmaz.
Kurumlar vergisi mükellefleri bakımından temel hükümlerden biri, indirimi kabul edilmeyen giderleri düzenleyen Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11’inci maddesidir. Kanun’un 10’uncu maddesi ise farklı olarak diğer indirimleri düzenler. Şahıs işletmeleri açısından Gelir Vergisi Kanunu’nun 40 ve 41’inci maddeleri de hangi ödemelerin ticari kazancın tespitinde indirilemeyeceği konusunda önem taşır.
Bu kapsamda kurumlar vergisi, vergi ve para cezaları, gecikme zamları ile bunlara ilişkin gecikme faizleri; örtülü sermaye üzerinden hesaplanan faiz ve benzeri tutarlar; transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar indirilemeyen giderlere örnek gösterilebilir. Şahıs işletmelerinde ise işletme sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için hesaplanan faizler ve belirli binek otomobil giderleri ayrıca değerlendirilir. Her kalemin KKEG olup olmadığı, harcamanın niteliğine ve ilgili kanundaki şartlara göre incelenmelidir.
Bu nedenle KKEG’yi yalnızca belirli harcamaların listesi olarak değil, muhasebe gideri ile vergi indirimi arasındaki farkı gösteren bir yapı olarak değerlendirmek gerekir. Bir giderin işletme faaliyetiyle ilgili olması, tek başına vergi matrahından indirilebileceği anlamına gelmez. Kayıtların doğru tutulması ve vergi hesaplamasında gerekli düzeltmelerin yapılması için ilgili gelir ve kurumlar vergisi hükümleri birlikte incelenmelidir.
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nelerdir?
Kanunen kabul edilmeyen giderler (KKEG), işletmenin ticari kayıtlarında yer alabilen ancak vergi matrahının hesaplanmasında indirim olarak dikkate alınmayan gider ve ödemelerdir. Bir harcamanın bu kapsamda değerlendirilmesi için yalnızca “kişisel”, “lüks” veya “yüksek tutarlı” olması yeterli değildir. Harcamanın işle bağlantısı, belgelendirilmesi, taraflar arasındaki ilişki ve ilgili kanundaki özel düzenleme birlikte incelenmelidir.
Gelir vergisi mükellefleri bakımından temel düzenlemeler Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesinde; kurumlar vergisi mükellefleri bakımından ise ilgili hükümler Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alır. Bu nedenle aynı nitelikte görünen bir ödeme, mükellefin türüne ve işlemin hukuki niteliğine göre farklı değerlendirilebilir.
Gelir Vergisi Kanunu’na Göre Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler
Gelir Vergisi Kanunu’nun 41’inci maddesi kapsamında bazı ödemeler, işletmeyle bağlantılı görünse bile gider olarak indirilemez. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2026 tarihli mevzuat metninde yer alan başlıca durumlar şunlardır:
- Teşebbüs sahibinin ve yakınlarının işletmeden aldığı değerler: Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmeden çektiği paralar veya aynen aldığı değerler gider kabul edilmez. Aynı kapsamda bu kişilere ödenen aylık, ücret, ikramiye, komisyon ve tazminatlar da indirilemez. Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye ile kendisinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmedeki alacakları üzerinden hesaplanan faizler de gider olarak dikkate alınmaz.
- Emsallere aykırı ilişkili kişi işlemleri: İlişkili kişilerle emsallere uygun olmayan bedel veya fiyatlar üzerinden yapılan mal ve hizmet alımlarında ya da satışlarında işletme aleyhine oluşan farklar, işletmeden çekilmiş sayılabilir ve gider olarak indirilemez. Bu değerlendirmede işlemin tarafları arasındaki ilişki ve emsal bedel dikkate alınır.
- Para cezaları ve bazı tazminatlar: Her türlü para ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar gider olarak indirilemez. Ancak bir sözleşmede ceza şartı olarak yer alan ve cezai nitelik taşımayan tazminatlar bu kapsamda otomatik olarak değerlendirilmez.
- Alkol ve tütün ürünlerine ilişkin reklam giderleri: Alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin kanunda belirtilen kısmı gider kabul edilmez. Madde metninde bu oran yüzde 50 olarak belirtilmiş; Cumhurbaşkanına oranı yüzde 100’e kadar artırma veya sıfıra kadar indirme yetkisi verilmiştir.
- Faaliyet konusu dışındaki bazı deniz ve hava taşıtları: İşletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayan yat, kotra, tekne, sürat teknesi, uçak ve helikopterlerin giderleri ile amortismanları indirilemez. Düzenleme, kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan söz konusu taşıtları da kapsar.
- Reklam yasağı uygulananlara verilen reklamlar: 5651 sayılı Kanun kapsamında hakkında reklam yasağı uygulananlara verilen reklamların giderleri indirilemez. Şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri de bu kapsamda değerlendirilir. Bu bent, 17 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu maddeler, her kişisel harcamanın veya yüksek tutarlı ödemenin kendiliğinden KKEG olduğu anlamına gelmez. Örneğin bir ödeme çalışanlara ücret, sosyal yardım ya da işle bağlantılı bir menfaat olarak yapılmışsa, bunun niteliği ve belgelendirme koşulları ayrıca incelenmelidir. Aynı şekilde bir araç, etkinlik veya ağırlama gideri de yalnızca pahalı olduğu için değil; işle bağlantısı, faaliyet konusu ve özel sınırlamalar dikkate alınarak değerlendirilir.
Kurumlar Vergisi Kanunu’na Göre Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler
Kurumlar vergisi yönünden bir giderin indirilememesi, yalnızca şirket faaliyetlerine doğrudan katkı sağlamadığı varsayımına dayandırılamaz. İşle bağlantı, kanuni düzenleme ve giderin hukuki niteliği birlikte ele alınmalıdır.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11’inci maddesinde öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizlerin kurum kazancının tespitinde indirim olarak dikkate alınmayacağı düzenlenir. Bu ödeme, şirket kayıtlarında bulunabilse de kurum kazancının hesaplanmasında indirilecek gider olarak kabul edilmez.
Kurumlar vergisi mükellefleri bakımından diğer giderlerde de otomatik sınıflandırma yapılmamalıdır. Çalışanlara verilen bir menfaatin hediye, ücret veya sosyal yardım niteliği; şirket yöneticisinin yaptığı harcamanın işle bağlantısı; bir araç kiralamasının faaliyet konusu ve binek otomobillere ilişkin özel sınırlamalar ayrı ayrı incelenmelidir. Bu nedenle tüm çalışan hediyelerini, tüm şirket etkinliklerini veya tüm lüks araç kiralamalarını tek başına KKEG saymak doğru değildir.
Bir vakfın ticari faaliyette bulunması da tek başına vergi kaçakçılığı anlamına gelmez. Vakıfların iktisadi işletmeleri ve vergilendirme statüsü, yürütülen faaliyetin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Somut bir giderin indirilemeyeceği sonucuna ulaşmak için ilgili kanun hükmü, işlem belgeleri ve mükellefin hukuki statüsü birlikte incelenmelidir.
Vergi Hukukunun Genel İlkelerine Aykırılık Dolayısıyla Gider Kabul Edilmeyen Harcamalar
“Gerçekçilik”, “ölçülülük” veya “şeffaflık” gibi kavramlar, tek başına ve her olay için uygulanabilen bağımsız KKEG listeleri değildir. Bir harcamanın bu gerekçeyle indirilemeyeceği sonucuna ulaşmak için somut kanun hükmü, özelge, yargı kararı veya işlemin gerçek niteliğini ortaya koyan inceleme bulunmalıdır.
Bu başlık altında değerlendirme yapılırken şu sorular sorulmalıdır:
- Harcama gerçekten yapılmış mı ve işlem belgeleri gerçeği yansıtıyor mu?
- Ödeme işletmenin faaliyetiyle bağlantılı mı?
- Taraflar arasındaki ilişki, bedelin emsallere uygunluğunu etkiliyor mu?
- Harcamanın gider olarak dikkate alınmasını engelleyen özel bir kanun hükmü var mı?
- Ödeme bir ceza, suçtan doğan tazminat veya mevzuata aykırı bir işlemin sonucu mu?
Bu sorular, “ticari açıdan pahalı” görünen her harcamanın otomatik olarak vergi matrahından indirilemeyeceği anlamına gelmez. Giderin kabul edilip edilmeyeceği; işlemin gerçekliği, işletmeyle bağlantısı, belgesi ve uygulanacak özel düzenleme üzerinden belirlenir. Rüşvet, kaçak mal alımı veya sahte belge gibi iddialar ise yalnızca genel ilkeler başlığıyla değil, olayın ilgili ceza ve vergi hükümleri bakımından ayrıca değerlendirilmesini gerektirir.
Diğer Yasa Hükümleri Dolayısıyla Gider Kabul Edilmeyen Harcamalar
Bazı giderlerin indirilememesi, doğrudan Gelir Vergisi Kanunu veya Kurumlar Vergisi Kanunu’ndaki genel gider hükümlerinden değil, başka kanunlarda yer alan özel düzenlemelerden kaynaklanabilir. Bu nedenle “diğer yasa hükümleri” başlığı altında genel ve sınırsız bir gider listesi oluşturmak yerine, harcamanın dayandığı özel hüküm belirlenmelidir.
Özellikle aşağıdaki durumlarda ilgili düzenleme ayrıca kontrol edilmelidir:
- Reklam yasağı uygulanan kişi veya kuruluşlara verilen reklamlar,
- Şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklamlar,
- İşletmenin esas faaliyet konusu dışındaki belirli deniz ve hava taşıtlarının giderleri ile amortismanları,
- Para ve vergi cezaları,
- Teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar.
Bir harcamanın kayıtlı olması, onun vergi matrahından indirilebileceği anlamına gelmez. Tersine, bir ödemenin yüksek tutarlı veya işletme açısından alışılmadık olması da tek başına KKEG sonucunu doğurmaz. Gider kaydı, vergi yönünden indirim ve varsa KDV’nin indirim konusu yapılması birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Bu ayrımda işlemin belgesi, hukuki niteliği, işle bağlantısı ve uygulanacak özel kanun hükmü birlikte incelenmelidir.
Özellikle para cezaları, reklam giderleri, ilişkili kişi işlemleri ve işletme sahibine yapılan ödemelerde işlem bazında kontrol yapılması gerekir. Mevzuatın güncel metni ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmeden kesin sınıflandırma yapılmamalıdır.
KKEG Beyannamede Nereye Yazılır?
Kurumlar vergisi beyannamesinde KKEG, ticari bilanço kârı veya zararına eklenir.
Bu uygulama, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2026 tarihli Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi Rehberi’nde hasılat esasına göre vergilendirilen kurumlar vergisi mükellefleri bakımından açıklanır. Gelir vergisi beyannamesi için bu bulguda ayrıca bir beyanname alanı belirtilmediğinden, aynı uygulama genellenmemelidir.
Ücretsiz E-Kitaplarımızı İncelediniz mi?
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular
Bir harcamanın işletme kayıtlarında yer alması, onun vergi hesabında indirilebileceği anlamına gelmez. Değerlendirmede harcamanın işletme faaliyetiyle bağlantısı, niteliği ve bu bağlantıyı destekleyen belgeler birlikte dikkate alınır. Aşağıdaki sorular, muhasebe kaydı ile vergi beyannamesindeki düzeltmenin farkını netleştirir.
Kanunen Bir Harcamanın Gider Sayılabilmesi Neye Bağlıdır?
Bir harcamanın gider olarak dikkate alınabilmesi için işletmenin faaliyetinin yürütülmesi, gelirin elde edilmesi veya faaliyetin devam ettirilmesiyle bağlantılı olması gerekir. Harcamanın üretim, satış, hizmet ya da genel yönetim sürecindeki yeri açıklanabilmelidir.
Bu bağlantının fatura, ödeme belgesi, sözleşme, sipariş veya işlemin niteliğini gösteren diğer belgelerle desteklenmesi önemlidir. Belgenin bulunması tek başına yeterli değildir; harcamanın gerçekten işletmeye ait olması ve ticari faaliyetle ilişkisinin kurulabilmesi gerekir. İşletmeyle ilgisi açıklanamayan ya da gerekli belgelerle desteklenemeyen tutarlar, vergi hesabında indirilemeyen gider olarak değerlendirilebilir.
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nereden Takip Edilir?
Bu tutarlar iki ayrı düzeyde takip edilir: muhasebe kaydı ve vergi beyannamesi. Harcama, niteliğine uygun gider veya maliyet hesabında kaydedilir. KKEG olduğu için bütün tutarları otomatik olarak 689 hesabına taşımak doğru bir yaklaşım değildir.
2022 tarihli MuhasebeTR değerlendirmesinde ticari faaliyetin normal akışı içinde oluşan KKEG’lerin ilgili faaliyet veya maliyet hesabında izlenebileceği, bilgi amacıyla 950 ve 951 nazım hesaplarından yararlanılabileceği belirtilir. Birden fazla hesap sınıfına yayılan tutarlar için 900 nazım hesap sınıfı altında takip de tercih edilebilir.
Dönem sonunda muhasebe kayıtları, KKEG niteliğindeki tutarların listesi ve ilgili beyanname birlikte kontrol edilmelidir. Böylece ticari kâr ile vergi hesabında esas alınan mali sonuç arasındaki fark izlenebilir.
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Gelir Tablosunda Gösterilir mi?
KKEG’nin gelir tablosunda ayrıca bir gider kalemi olarak gösterilmesi gerekmez. Gider, niteliğine uygun hesapta muhasebeleştirilir; KKEG niteliği ise vergiye tabi kazanca ulaşılırken dikkate alınan bir düzeltme olarak ortaya çıkar.
MuhasebeTR’nin 1995 tarihli açıklamasına göre ticari kâr ile mali kâr arasındaki fark gelir tablosu veya bilançoda ayrıca giderilmez. KKEG’nin vergi etkisi, muhasebe kayıtlarına ek olarak bilgi amacıyla nazım hesaplarda izlenebilir. Bu nedenle finansal tablo sunumu ile beyannamede yapılan vergi düzeltmesini birbirinden ayırmak gerekir.
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Matraha Eklenir mi?
Kural olarak, vergi hesabında indirilemeyen bir tutar ticari sonuçtan mali sonuca geçişte dikkate alınır. Ancak hangi tutarın hangi vergi türünde, hangi bildirimde ve hangi aşamada matraha ilave edileceği giderin niteliğine ve mükellefin beyan sürecine göre belirlenir. Bu nedenle tüm KKEG’ler için her durumda aynı işlem uygulanır demek doğru değildir.
Gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükelleflerinin ticari kâr veya zarardan mali sonuca geçiş süreçleri aynı değildir. 2021 tarihli MuhasebeTR çalışmasında bu iki mükellef grubunun KKEG’leri farklı bildirim ve beyanname süreçlerinde dikkate aldığı açıklanır. Mahsup, istisna veya başka bir vergisel düzenleme söz konusuysa tutarın beyanname üzerindeki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Nasıl Muhasebeleştirilir?
Önce harcama, niteliğine uygun gider veya maliyet hesabına kaydedilir. Ardından KKEG niteliğindeki tutar, dönem sonu vergi kontrolünde ayrıca belirlenir ve ilgili beyannamedeki mali sonuç hesabında dikkate alınır. Bu iki aşama aynı şey değildir: muhasebe kaydı finansal işlemi, beyanname düzeltmesi ise vergisel sonucu gösterir.
Örneğin işletme faaliyetiyle bağlantılı bir taşıt gideri belgelendirilmiş olsun. Bu tutar, niteliğine uygun faaliyet gideri hesabında izlenir. Vergi mevzuatı bakımından indirilemeyen kısmı varsa bu bölüm ayrıca KKEG listesine alınır ve dönem sonunda beyannamede dikkate alınır. 2022 tarihli MuhasebeTR kaynağında motorlu taşıt vergisi örneği için 770 Genel Yönetim Giderleri hesabı ile 950 ve 951 nazım hesaplarının birlikte kullanılabileceği gösterilir.
Bu nedenle KKEG muhasebe kaydı 689 hesabına otomatik olarak yapılacak tek tip bir işlem değildir. 689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar hesabı yalnızca KKEG için kullanılmaz; ilgili giderin niteliği başka bir hesap grubunu gerektiriyorsa o hesap ve uygun alt hesap tercih edilmelidir. 2021 tarihli MuhasebeTR değerlendirmesinde KKEG’lerin tek bir hesap altında toplanmaması ve ilgili hesap sınıfında izlenmesi gerektiği vurgulanır.
Hatalı bir kayıt fark edilirse önce belgenin ve giderin niteliği incelenir. Dönem kapanmadan önce uygun düzeltme kaydı yapılır; dönem kapandıysa düzeltmenin muhasebe ve beyanname üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir. Düzeltme yöntemi, kayıt dönemine ve beyannamenin durumuna göre değişebileceği için muhasebe sorumlusu tarafından kontrol edilmelidir.
Şirketler Kanunen Kabul Edilmeyen Giderleri Nasıl Yönetmelidir?
Sağlıklı bir takip için işletme, her harcamada üç soruyu yanıtlamalıdır:
- Harcama işletmenin faaliyetiyle bağlantılı mı?
- Bu bağlantı yeterli belgeyle kanıtlanabiliyor mu?
- Giderin tamamı mı, yoksa belirli bir bölümü mü vergi hesabında indirilebiliyor?
Bu kontrol, ödeme onayından önce ve dönem sonu kapanışında uygulanabilir. Muhasebe kayıtları ile KKEG listesinin karşılaştırılması, ilgili belgelerin dosyalanması ve giderin hangi hesapta izlendiğinin açıklanması sonradan yapılacak kontrolleri kolaylaştırır.
Dönem sonu kontrolünde önce gider hesapları taranır. Ardından KKEG niteliğindeki tutarlar giderin türüne göre sınıflandırılır, nazım hesap veya işletmenin kullandığı başka bir izleme yöntemiyle karşılaştırılır ve son olarak ilgili beyannameye aktarılacak tutar kontrol edilir. Böylece muhasebe kaydı ile vergi matrahı düzeltmesi arasında kopukluk oluşması önlenir.
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler ile İlgili Cezai Yaptırımlar Nelerdir?
Bir harcamanın yanlışlıkla gider yazılması, tek başına otomatik olarak vergi kaçakçılığı veya cezai soruşturma sonucunu doğurmaz. Olayın niteliği; hatanın nasıl oluştuğu, beyan edilen vergiye etkisi, belgelerin durumu ve kast bulunup bulunmadığı gibi unsurlar dikkate alınarak değerlendirilir.
Vergi ziyaı, usulsüzlük, özel usulsüzlük ve vergi kaçakçılığı aynı kavramlar değildir. Eksik vergi beyanına, belge düzenine veya muhasebe kaydına ilişkin sonuçlar birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle KKEG’nin yanlış sınıflandırılmasıyla ilgili olası yaptırım, her olay için ayrı değerlendirilmelidir.
Riskleri azaltmak için belge kontrolü, giderin faaliyetle bağlantısının açıklanması, dönem sonu mutabakatı ve hatalı kayıtların gecikmeden düzeltilmesi gerekir. Özellikle şüpheli bir tutarın beyannamede nasıl ele alınacağı konusunda, işlem türüne göre uzman görüşü alınmalıdır.
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler ile İlgili Sık Yapılan Hatalar Nelerdir ve Nasıl Önlenir?
En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- İşletmeyle bağlantısı açıklanamayan harcamaları yalnızca fatura bulunduğu için gider yazmak.
- KKEG niteliğindeki bütün tutarları zorunlu tek hesap veya alt hesapta toplamak.
- Muhasebe kaydının yapılmasını, vergi beyannamesindeki düzeltmenin de tamamlandığı şeklinde değerlendirmek.
- Gelir tablosunda ayrıca gösterilmeyen bir tutarın vergi hesabında da dikkate alınmayacağını düşünmek.
- Gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükelleflerinin beyan süreçlerini aynı kabul etmek.
- Yanlış kaydın kendiliğinden vergi kaçakçılığı sayılacağını düşünerek düzeltme sürecini geciktirmek.
Bu hataları önlemek için her giderin belge, faaliyet bağlantısı, muhasebe hesabı ve vergisel niteliği birlikte kontrol edilmelidir. Dönem sonunda gider hesapları ile KKEG takip listesi karşılaştırılmalı; ticari sonuçtan mali sonuca geçişte kullanılan tutarlar beyanname öncesinde yeniden gözden geçirilmelidir. Böyle bir kontrol, hem eksik düzeltme hem de gereksiz KKEG ayrıştırması riskini azaltır.
5510 Sayılı Kanun’un 88. Maddesi Kapsamında Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nelerdir?
5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi kapsamında kuruma fiilen ödenmeyen SGK primleri, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak yazılamaz. Ödenmeyen primler, ait oldukları döneme bakılmaksızın fiilen ödendikleri tarihte gider olarak dikkate alınabilir; önceki dönemde vergi matrahına KKEG olarak eklenen tutarlar, ödeme yapıldığında ilgili beyannamede indirim konusu yapılabilir. İşçi ve işveren paylarının tamamı ödenmemişse KKEG olarak değerlendirilir.



























